Dayanılır gibi değil bu. Zaman geçmedikçe geçmeyen zamana daha çok kızıyorum. Batmayan güneşe... Dinmeyen araba seslerine... Sönmeyen çocuk cıvıltılarına... Kızıyorum. Pencereden dışarı bakamıyorum. Yine güneş ışıklarını göreceğim diye. Güneş ışığı... Geçmeyen zamanın göstergesi... Nefret ediyorum güneşten. Uyumadığım ve çalışmadığım zamanlar bana ihanet ediyor gibi. Sayılı gün falan çabuk geçmiyor ayrıca. 1 hafta bile 1 yıl gibi geliyor. Öyle deyip de boş yere teselli etmeye çalışmayın. Güneş ışığına bile nefret duyduğunuzda beni anlarsınız. Eliniz kolunuz bağlandığında, yarınız gittiğinde... Anlarsınız. Ne mantıksız şeylerin kurbanı oluyoruz? Ne saçma ülkede yaşıyoruz? Zorunda olduğumuz için sırf ne kadar çok istemediğimiz şeyi yapıyoruz? Zorunluluklardan sıyrılamayarak kendini bulamamak bu... Seninleyken kendimi bulabiliyorum ancak ben. Saklamak yok... Hiç yok. Beklemek var...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder